Bizim Baharımızda Baharı Beklemek

Tesadüf Değil, İnce Ayarlamış Bir Nefes Alma Molası

Hepimizin hayatında öyle anlar oluyor ki, sanki her şey bir anda, sebepsiz yere olmuş gibi geliyor. Bir sonraki söylediklerimizin karşılığının gelmesi, tam da o anda söylenmesi gereken bir kelimenin, o kritik anın gelmesi... Biz buna genellikle "tesadüf" diyoruz. Ya da belki de, sadece "olmuş" diye geçiştiriyoruz.

Bu benim de çok yaşadığım bir durumdu. Özellikle uzun soluklu bir yolculukta, yani kurduğumuz her şeyin üzerinde birikmiş bir katman oluştuğunda, kontrol hissi kayboluyor gibi geliyor. Sanki kuma çaktığın her kelime, havada asılı kalan bir balık gibi, nereye gideceğini bilmiyor. "Bu konuşma nereye gidiyor?" diye sorduğumuzda gelen o sessizlik... Bu sessizlik bazen bir çıkmazdır, bazen de en büyük dönüm noktasıdır.

Rastlantısallığı Yönetmek Bir Sanattır

İlişkiler denen bu büyük dansın en büyük yanılgısı, her adımın kasıtlı ve planlı olması gerektiği düşüncesidir. Sanki bir koreografi gibi, her hareketin bir önceki harekete matematiksel olarak bağlı olması gerektiği yanılgısı. Oysa yaşam, bazen bir bestecinin müziğe verdiği o nefes alma anına benzer.

Bazı şeyler vardır ki, onları zorla inşa etmeye çalıştığımızda kırılırlar. Onların doğasında zaten bir akışkanlık vardır. Bu akışkanlığı yakalamak, her ayrıntıyı mükemmeliyetle kontrol etme takıntısından vazgeçmeyi gerektirir.

İşte benim bu "tesadüfler" olarak adlandırdığımız anlar, aslında o mükemmeliyetçi kontrol mekanizmasının geçici olarak gevşemesidir. Bu, sistemin nefes almasıdır.

  • O Anlık Yanıtlar: Karşımdaki kişinin beklenmedik bir espriye verdiğim içsel komik tepki, belki de uzun zamandır bastırdığımız ortak bir anının yüzeye çıkmasıdır. Bu, bilinçaltımızın bize "Dinle, buraya geliyoruz," deme şeklidir.
  • Konu Değişimlerinin Gücü: Ciddi bir tartışmanın ortasında aniden hava durumundan bahsetmek, bazen en büyük kalkanımızdır. Bu, "Dur bakalım, bu duygusal yoğunluğu biraz dağıtalım mı?" diyen bilinçaltımızın bize sunduğu güvenli bir çıkış kapısıdır.
  • Sessizliğinizi Birlikte Yaşamak: Bazen kelimeler biter. Ne diyeceğinizi bilemezsiniz. O birlikte geçirilen, kelimelere ihtiyaç duyulmayan uzun bir sessizlik anı; bu, birbirinizin varlığını, söylediklerinizi değil, var oluşunuzu onayladığınız en saf iletişim biçimidir.

Bizim görevimiz, bu rastgele gibi görünen olayları sadece dışarıdan bir "olay" olarak görmek değil; onları, kurduğumuz dilin o an bize sunduğu bir parçası olarak kabul etmektir. Büyük resim, bu küçük, görünüşte alakasız karelerin birleşimiyle oluşur.

Bazen sadece ayaklarımızın altında ezilmiş küçük taşların, aslında rotamızı belirleyen kılavuzlar olduğunu fark etmek gerekir. O taşlar, tesadüf değil; onlar, birlikte yürüdüğümüz bu yolun bize sunduğu, aceleye gelmeyen ritmik uyarı işaretleridir. Ve biz, o ritmi dinlemeyi öğreniyoruz.